Antalya’da Yaşayan 400 Yıllık Gebzeliler

Araştırmacı Gazetecilik ve Belgeselcilik bu olsa gerek. Gezdiğimiz ve gördüğümüz her yerde mutlaka bir kültür izi bulmaya çalışıyoruz. Antalya’da belgesel çekimleri ve konferanstan sonra Kaş ilçesine gittik. Kaş ilçesinde bizlere rehberlik yapan Harun Kocasofta Bey atalarının Macaristan’dan Gebze’yle gelen Yörükler olduğunu söyleyince, doğrusu çok şaşırdım. Evet 450 yıl önce 400 çadırla Macaristan’dan Gebze’ye Yörük göçünün geldiğini, buradan da daha sonra Antalya’nın Serik ilçesine geldiklerini, Serik İlçesinde ki Gebiz’in adının Gebze’den geldiğini açıkladı. Bu müthiş bir bilgiydi. Serik, Kaş ilçesinin tam ters istikametinde yaklaşık 300 kilometreye yakın mesafedeydi. Kaş’dan yola çıktık, Serik ilçesi Gebiz beldesine giderek araştırma yapmaya karar verdik. Bu bilgi Gebze’yi yakından ilgilendiriyor, çünkü 450 yıldan beri Serik, Gebiz beldesinde yaşayan Gebzeli Yörüklerin, ayrıntılı araştırmasını yaparak kamuoyuna mal etmeye çalışıyorum.

Gebiz’de Gebzeli Yörükler Araştırması 

Serik Ay Yıldız Matbaası’nın sahibi değerli gönül dostu, kültür adamı eğitimci yazar Süleyman Bey’in rehberliğinde Gebiz’e gidiyoruz. Gebiz ile ilgili yaptığımız araştırma da değişik iddia ve bilgiler var. Bu bilgiler eksik veya fazla. Ama bazı gerçekler var ki burada yaşayan Yörüklerin bir kısmının Gebze ile ilgileri var. Gebiz Belde Belediye Başkanı Cengiz Büyükgebiz’i telefonla arıyoruz. Ancak kendisi toplantıda olduğu için birebir görüşme şansı bulamıyoruz. Gebiz beldesi Toros Dağları’nın eteğinde adeta bir tabloyu andırıyor. Büyük bayraklarla süslü cadde ve muhteşem camii, belediye binasının önünde büyük harflerle GEBİZ yazılmış. Tarih öğretmeni Osman Ak bizi karşılıyor. Ağabeyi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ak Bey ile bizi telefonla görüştürüyor.

Mehmet Ak Bey, Gebiz’in bir Türk boyu adı olduğunu, Gebze ve Macaristan bağlantısının bulunmadığını söylerken, bu konuda görüşme yaptığımız İrfan Büyükgebiz ve yakın akrabası Kocaeli Üniversitesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Büyükgebiz, çok net ve açık şu belgileri verdiler:

“Atalarımız 400 çadırla Macaristan Yörüklerinden. Önce Gebze’ye gelip yerleşmişler, buradan Antalya Akseki’de devlete karşı yapılan bir ayaklanmayı bastırmak için atalarının devlet tarafından Akseki’ye gönderildiğini ve daha sonra da adını Gebze’den alan Macar Gebiz’i adıyla Gebiz beldesini kurarak buraya yerleştiklerini söylediler.”

Evet iki ayrı iddia. Ama sayın Mehmet Ak beyin dışında görüştüğüm onlarca Gebizli, atalarının Macaristan’dan gelen Yörükler olduğunu, önceye Gebze’ye yerleştiklerini ardından da Antalya Gebiz bölgesine gelip yerleştiklerini net bir şekilde ortayla koyuyorlar.

Bu konuda internette değişik iddialar var. Ancak internette yer alan bazı bilgileri ve yorumları özetleyerek sizlerin yüksek bilgilerine sunmak istiyoruz. Antalya Gebiz’de yaşayan Gebzeli Yörüklerle ilgili yorum ve yazıları www.gebzegazetesi.com sitemizde ki İsmail Kahraman makaleler kısmından okuyabilirsiniz.

Serik’e Bağlı Gebiz Beldesi Macarköy mü?

Dr. İspay Ferenc isimli bir Macar araştırmacıya göre, 450 yıl önce bir Macar topluluğu Türkiye’ye yerleşmiş, (kendisi 450 yıl önce diyor ama bu daha sonra da olabilir hatta öyle olması daha akla yakın). İddiaya göre önce Gebze’yi mesken tutmuşlar. Osmanlı Devleti’nin 1830´larda Hünkar İskelesi Anlaşması çerçevesinde Rusya ile kısa bir dönem ittifak kurduğu ve Rus ordu birliklerinin Boğazda üslendiği sırada, Rusların bunları alıkoyup Rusya´ya götürmek isteyeceklerinden çekinildiği için, Antalya yöresinde iskan edilmişler.

Macar araştırmacı, Karapınar isimli bir yerde iskan edildiklerini belirtiyor. Bir Türk kaynağında Serik ilçesinin Gebiz beldesini kuranların bu Macarlar olduğu, hatta Gebiz’in isminin de Gebze’den geldiği şeklinde bir ifade ile karşılaştım. Buna göre, torunları günümüzde Gebiz’in Karapınar, Yunuslar ve Kahyalar gibi mahallelerde ikamet ediyor, seracılık yapıyor, pamuk, susam, zeytin, buğday ve arpa yetiştiriyorlarmış.

Enteresan bir konu. Anadolu’da bazı böyle köylerimizin olduğunu biliyordum. Ama onlar genellikle doğudan gelenler tarafından olurdu. Batıdan ise Polenezköy hariç pek duymamıştım. Bir de Dalaman’da yaşayan Sudanlılar vardırki onların da hikayesini bilirsiniz. Bu olası Macar topluluğunun Türkiye’ye geliş sebebi, şimdilik, geliş tarihi kadar belirsiz. Doğal olarak bu iki unsur birbiriyle doğrudan bağlantılı olacak. Dalaman’daki Sudan kökenliler gibi toprak işçiliği için mi getirildiler? Siyasi nedenlerle Osmanlı´ya mı sığındılar? Başka sebepler mi var? Belli değil!

Macar mıyız Acaba?

Macar araştırmacı Beder Tibor, kitabında, “Osmanlı döneminde göç eden akrabalarımız, Antalya Gebiz’de yaşıyor” diye yazdı. O günden beri belde Macar akınına uğruyor. Macarlar, akrabalık iddiasında. Gebiz halkı ise ikiye bölündü. Bir kısmı “Hayır Yörüküz”, bir kısmı “Macar da olabiliriz” diyor…

Antalya Serik’e Bağlı Gebiz Beldesinde İlginç Şüphe

Macar Araştırmacı Beder Tibor’un iddiası Gebiz’i Macarların ilgi odağı haline getirdi. İşte o ilginç öykü: Tibor, 1990´da Osmanlı döneminde Macaristan’dan göç eden akrabalarını bulabilmek için 1800 kilometre yürüdü, Gebiz’e geldi. Beldenin eski adının ´Macar´ olduğunu tespit eden Tibor, mezarlıkta da Macaristan’ın Berdel bölgesinin bayrağına benzeyen motifler, mimari öğelerle karşılaştı. İnsanların renkli gözlü olmasını da dikkate alan Tibor, akrabalarının Gebizliler olduğu kanaatine vardı. Tibor, kitabında Gebizlilerin 18’inci yüzyılda Berdel´den göç ettiğini, 450 Macarın Anadolu’ya yerleştiğine ilişkin efsaneler olduğunu belirtti. Tibor, “Mezar taşlarının çoğunda güneş, hilal motifi var. Macarlar, mezar taşlarına kimliklerini belirtmek için bayraktaki motifleri işlemişler” dedi. O gün bugündür belde Macar akınına uğruyor.

Tarihçiler Karar Versin

Gebiz Belediye Başkanı Mehmet Cengiz Büyükgebiz ise iddiaya karşı temkinli: 

“Macaristan’da Gebzu adında bir yer varmış. Bir bölümü Osmanlı döneminde Gebze’ye, ardından Gediz’e gitmişler. Oradan Gebiz’e geldiklerini duyduk. Gebizlilerin nüfus kağıtlarında doğum yeri hanesinde Macar yazılıdır. 1960´lı yıllardan sonra Serik yazılmaya başlandı. Eski tapu kayıtlarında Gebiz’in adı Macar olarak geçiyor. Ama Osmanlı sınır boylarına toprakları korumaları için Yörükleri de yerleştirmiştir. Yörük kökenliyiz. Akrabalığa ilişkin bir belge yok. Onlar akraba olduğumuzu iddia ediyorlar. Bu konuyu tarihçilere bırakmakta yarar var.”

Kapı Gibi Kardeşlik

Tibor´un araştırmasının ardından 2006´da aralarında gazetecilerin, yazarların ve Csikszentdomokos Belediye Başkanı Biro Ernö’nün de bulunduğu bir otobüs Macar, akrabalarını görmek için beldeye gelip meydana kardeşlik kapısını dikti. Hıristiyan rahip kardeşlik duası etti. Belediye Başkanı Biro Ernö, Gebiz Belediye Başkanı Cengiz Büyükgebiz’e Berdel bölgesinin üzerinde hilal ve güneş motifi olan bayrağını verdi.

Kafalar Karıştı

Mezar taşlarındaki işaretler, beldenin eski isminin Macar olması Macaristan’dan gelen misafirlerin iddialarını güçlendiriyor. Ancak yöre halkı ikiye bölünmüş. Büyük çoğunluğu yörüklerden oluşan Gebizliler, “Macar değil Yörüküz” derken bazıları da iddianın doğru olabileceğine inanıyor.

BİR ÖKSÜZDÜR GEBİZ!

Yazan: Orhun Veli Batu

Gebiz’i bilir misiniz? Eski adı Macar’dır. Macar tarihçisi Dr. İspay FERENC’e göre Macaristan’dan göcüp gelen küçük bir Türk topluluğu, önce Gebze’ye yerleşirler; oradan da eski adı Macar olan, bugünkü adıysa Gebiz olan, Antalya’nın küçük bir beldesini yurt tutarlar. Kökleri Avrupa Hun Türklerine dayanan bu topluluk, yaşamlarını tarım ve hayvancılıkla sürdürürler. Yazlarını yaylalarda, kışlarını Gebiz’de geçirirler. Çok çalışkan bir topluluktur.

Ne yazık ki, Antalya’nın 45 km doğusunda yer alan bu belde, tarihi ve doğal güzellikleriyle göz kamaştırmasına rağmen, geçmiş yerel yönetimlerin beceriksizliği ve bu konudaki sivil toplum örgütlerinin duyarsızlığı nedeniyle yeterince tanıtımı yapılmamıştır. Şelaleleri, Sillyon gibi eski uygarlıkların nefes aldığı tarihi mekanları, eski mezarlıkları, çayları, ırmakları, ormanları yeterince duyurulamadığı için öksüz kalmıştır.

Serik ilçesinden çok daha önce, idari ve siyasi alt yapısı oluşmasına rağmen, ilçe olabilecek bir potansiyele sahipken, Isparta-Antalya anayolu açısından coğrafi şartlar da uygunken maalesef bir takım siyasi nedenlerle Gebiz ilçe olamamış, büyüyememiştir.

Ne mutlu ki, okur-yazar oranının yüksek olduğu bir beldedir Gebiz. Yörüklüğün, göçerliğin egemen olduğu bir kültürden, yerleşik hayata geçişle birlikte, entelektüel bir bakış açısı gelişmiş, o da beraberinde aydınlanmayı getirmiştir.

Gebiz, geçen dönem iki milletvekili çıkarmış, halk bununla gurur duymuştur. Gebiz halkından ticarete atılanlar, Antalya’da büyük başarılar kazanmış, yaptıkları hayır işleriyle adlarından söz ettirmişlerdir.

Antalya’da eğitim ve sağlık camiasının büyük çoğunluğu Gebizlidir. Antalya Ticaret Odasının başındaki insan Gebizlidir. Bir çok kamu kurum ve kuruluşlarında önemli mevkilerde bulunan insanlar Gebizlidir. Antalya’da ikamet eden ama aslı Gebizli olan bir çok zenginimiz mevcuttur. Bizler, Gebizliler olarak hepsiyle ayrı ayrı gurur duyuyoruz.

Ne acı ki, Bilmem hatırlar mısınız? Yaklaşık 5 ay önce Gebiz köylerinde bir sel felaketi yaşandı. İnsanlar öldü, bağlar bahçeler yok oldu, köprüler, okullar, evler yıkıldı.

Biliyor musunuz, hâlâ içme suyu sorunu tam olarak çözülemedi. 2 belde ve 12 köy de su yok. Ve hâlâ Gebiz’le köyleri arasında bir ulaşım sağlayacak köprü de yok. Geçici olarak yapılan uyduruk köprüyse her yağmurda bozuluyor. Şu an köylüler, köylerinde mahsur. Acil bir sağlık sorunu olsa örneğin bir kalp krizi ya da küçük bir çocuğu yılan soksa, ambulans 3 km ötedeki Gebiz’den değil de Isparta’dan gelecek. Çiftçilerin bahçelerinde göstermelik hasar tespiti yapan İlçe Tarım Müdürlüğü’nün görevlileriyse sırra kadem bastı. Karayollarının başlattığı asfaltlama çalışmalarıysa sizlere ömür.

Sonuç, Gebiz, bir fabrika gibi bir çok bilim adamı, siyasetçi, işadamı, bürokrat yetiştirir, ancak “ahde vefa” sahibi bir adam yetiştiremez.

***

YÖRÜK MÜ? MACAR MI?

Yazar: Deniz Akgün 

Akşam Gazetesi Temsilcisi Mustafa Kozak arkadaşımız yine yaptı yapacağını! Yıllar önce Gebizlilerle ilgili yaptığı haberde Macar asıllı olduklarına dair iddialar yerine oturmaya başladı. Bu olaya en büyük tepkiyi dönemin Antalya Milletvekili Meclis İdare Amiri Burhan Kılıç büyük tepki gösterdi. Arkadaşımız ise Burhan Kılıç’ın babasının nüfus cüzdanını çekerek ve doğduğu yer olarak Macar yazdığını tespit etti. Eskiden Gebiz’in ismi Macar olarak biliniyormuş. Tabiki Burhan Hoca söyleyecek bir şey bulamadı. Dün yine bizim Mustafa bu konuyu işleyip manşetten de verdi. Mezar taşlarındaki işaretler, beldenin eski isminin Macar iddiaları güçlendiriyor. Gebizliler ise ikiye bölünmüş. Büyük çoğunluğu yörüklerden oluşan Gebizliler “Macar değil Yörüküz” derken bazıları da Macar asıllı olduklarına inanıyor.

Tibor Ortaya Çıkardı

Gebizlilerin Macar olduklarını ise Macar Araştırmacı Beder Tibor ortaya çıkarmış. Tibor, 1990´da Osmanlı döneminde Macaristan´dan göç eden akrabalarını bulabilmek için bin 800 kilometre katederek Gebiz´e gelmiş. Beldenin eski adının ´Macar´ olduğunu tespit eden Tibor, mezarlıkta da Macaristan´ın Berdel bölgesinin bayrağına benzeyen motifler, mimari öğelerle karşılaşmış. İnsanların renkli gözlü olmasını da dikkate alan Tibor, akrabalarının Gebizliler olduğu kanaatine varmış. Tibor, daha sonra kitabında Gebizlilerin 18´inci yüzyılda Berdel´den göç ettiğini, 450 Macarın Anadolu´ya yerleştiğine ilişkin efsaneler olduğunu belirtti.

Kafa Karışık

Gebizlilerin Macar olması ile ilgili araştırmalar bizim yörük oldukları ile övünen Gebizlilerin kafasını karıştırdı. Ancak diğer taraftan akrabalarını görmek isteyen Macarlar Gebize akın etmeye başladı. Her türkü turizm çeşitliliğini gören Antalya bu kez akraba turizmine ev sahipliği yapmaya başladı. Gebizliler ister Macar asıllı, ister yörük olsun kazanan bizimkiler olsun diyoruz.

***

SELÇUKLU’DAN OSMANLI’YA ANTALYA

Antalya deyince aklımıza deniz, tatil ve Avrupalı turist gelir. Aslında Antalya, İslam medeniyeti ile 1200 yıl önce tanışıp Selçuklu ve Osmanlı Medeniyeti’nin kültür ve medeniyet mirası olan bir şehrimiz. Antalya’ya bir de Milli ve manevi gözle bakarak, Antalya’nın kültür tarihimizde ki yerini anlatmamız gerekiyor.

27 ve 30 Mayıs tarihleri arasında Antalya’da belgesel çekimleri yaptım. Kumluca belediye başkanı değerli gönül dostu ve kültür adamı Hüsamettin Çetinkaya’nın davetiyle İstanbul’un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen konferansa katılıp, hem konferansımı verdim hem de Fetih ve Fatih Ruhu konulu belgesel sunumumu gerçekleştirdim. Konferansa binlerce Kumlucalı’nın katılması Antalya adına beni çok sevindirdi.

Antalya’da Osmanlı ve Selçuklu Medeniyeti

Konferans için gittiğim Antalya’da belgesel çekimi imkanı da buldum. Belediye tarafından tahsis edilen araçla Kaş’dan, Serik ilçesine bir çok ilçeyi gezip özellikle Selçuklu dönemi kültür mirasını belgeselleştirdim. Ruslar ve Ortodoks dünyasının büyük ilgi gösterdiği Demre’de ki Aziz Nikola kilisesinde belgesel çekimleri yaparak Rusların buraya neden ilgi gösterdiklerini araştırmaya çalıştık. 4 gün içerisinde Antalya’da yaptığım çalışmaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Belgesel çekimlerimi Antalya’nın Kumluca ilçesinde başlayıp geçmiş uygarlıklara ait çekimleri yaptıktan sonra Selçuklu döneminde kalan Şıhlar mahallesindeki tarihi Selçuklu Mezarlığı ve medresesin harabe halinin görüntülerin çekip vakfı medeniyetinin nasıl talan edildiğini ortaya koydum.

Kumluca Belediye başkanı sayın Hüsamettin Çetinkaya ve kumluca kaymakamı sayın Salih Işık bu mezarlığa sahip çıkacaklarını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu vakfa sahip çıkması için girişimlerde bulunacaklarını söylediler. Toros dağlarının zirvesine çıkarak Yörük Türkleri ile ilgili belgesel çekimleri yaptım. Kumluca’da ayrıca seracılık tarihi, tarım ve ziraatın önemi ve tohumculuğun gelişmesiyle ilgili kumluca eşrafından işadamı sayın Kerim Dalgıç beyden bilgiler aldım. Yörükler ve seracılık ile ilgili ayrıntılı bir araştırma ve belgesel çekimi yapmak için ortak çalışma başlattık.

Finike’den Kaş’a Devr-i Alem

Antalya’nın batı tarafını araştıramamıştım. Konferans vesilesiyle Antalya’da gidemediğim bir çok ilçeyi de gezip görme fırsatım oldu. Portakalı ile ünlü Finike, Rusların büyük ilgi gösterdiği Demre, Yunanistan’ın Meyis adası karşısında ki Kaş ilçesini adım adım gezdim. Türk basın tarihinde çok tartışılacak eski Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Beyhan Cenkçi döneminde Cemiyet adına alınan 1040 dönüm yerde ki villalar, oteller, malikaneler ve arsaların bugün kimleri9n elinde olduğunu, buraların yabancılara nasıl satıldığını, gazetecilik mesleğinin kullanılarak bu yerlerin nasıl ele geçirildiğini de araştırma imkanım oldu. Bunu başlı başına bir belgesel konusu yapmak istiyorum.

Kemer’de Yok Olan Selçuklu Sarayı

Batı Antalya’da bir çok antik kent var. Antik kentleri Türkiye cumhuriyeti devleti büyük paralar harcayarak restore ve tamir ediyor. Buralar tamir edilmeli, ancak buralara gösterilen ilgi İslam medeniyeti ve Selçuklu eserlerini de gösterilmeli. Kaş ilçesinde 1200 yıl önce Müslüman Araplar tarafından yapılan hamam çoktan enkaz haline gelmiş. Tarihi kemer ilçesinde Selçuklu Dönemine ait 800 yıl önce yapılan Tarihi Selçuklu sarayı ise yıkılıp yok olmuş. Bu eserlere sahip çıkmak vicdan borcu, milli bir görev. Buralarda belgesel çekimi yaparak tarihe ve ecdada karşı vefa borcumu ödemeye çalıştım.

Rusların büyük ilgi gösterdiği Demre’de ki Aziz Nikola kilisesinde belgesel çekimi yaparak Rusların ilgisini araştırdık.

Kemer ilçesinde ki Selçuklu sarayı yok olmak üzere.

Toros dağları zirvesinde yaşayan Yörüklerin son temsilcileriyle görüştük.

Toros dağları zirvesinde atla gidip belgesel çekimi yaptık.

Kaynak: http://www.belgeselyayincilik.com/antalya’da-yasayan-400-yillik-gebzeliler-2

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*